Zatürre nedir?

(Pnömoni), bazı bakteri ve virüslerin akciğerde meydana getirdikleri bir hastalıktır. Bu mikroplar kan suyu ve hücrelerinin akciğer dokusunda ve boşluklarında toplanmasına, dolayısıyla iltihaba sebep olurlar. Ağır bir enfeksiyon hastalığıdır. Daha çok soğuk ve ılık iklimlerde görülür. Mikroplarına göre şu çeşitleri vardır: a) Pnömokok, b) streptokok, c) trafilokok, d) Friedlander basili, e) enflüenza, f) tüberküloz, g) virüs pnömonileri.

İltihabın şekline göre de, lober pnömoni, bronko pnömoni, aspirasyon pnömonisi çeşitleri bilinir. Müzmin hastalıkların sebep olduğu zatürreeye de, hipostatik pnömoni denir.

Pnömokoklar tarafından meydana getirilen zatürree, en yaygın olanı ve sık görünenidir. Bu mikroplar insan boğazında yaşarlar. Salgınlara sebep olmazlar. Hastalık birden, şiddetli bir terleme, yan ağrısı ve ateşle başlar. Solunum hızlanır ve rahatsızlaşır. Dil paslanır, dudak uçuklar. Çocuklarda karın ağrısı yapar. Öksürük nöbetleri sıklaşır ve sertleşir. Sinir belirtileri de görülebilir. Çocuklarda menenjiti hatırlatan kasılmalar olur. Kusma ve ishal de görülebilir.

Ateş bir hafta, on gün devam ettikten sonra normale dönmeye başlar. Ağır vakalarda ateş düşmez ve kalp ihtilatları ile ölüme sebep olabilir. Başlıca ihtilatları, zatülcenp, kalp zarı ve içi iltihaplanması, menenjit, damar tıkanmaları, nefrit, orta kulak iltihabı. Yaşlılarda sinsi seyreden hastalık, çok tehlikeli olabilir.

Sülfamit ve penisilin, zatürreenin tedavisinde çok olumlu bir sonuç yaratmıştır. Aureomisin ve terramisin de hastalığın tedavisinde çok etkili olmuştur. Hasta tam istirahat etmeli, odası havalandırılmalı, oturur vaziyette yatmalıdır. Yemekler şekerli ve kalorili olmalıdır. Zatürree antibiyotiklere direnç gösterdiği takdirde serum tedavisi de uygulanır.

Pnömoniler, anatomik dağılış şekillerine göre lober ve lobüler olarak ayrılmışlardır. Lober pnömonide akciğerin bütün bir lobu yaygın olarak iltihaplanmıştır. Daha ziyade çocuk ve yaşlılarda rastlanan lobüler, diğer adıyla bronkopnömonilerde, ihtihap yer yer odaklar halindedir ve bronşiyoller de iltihaba katılmışlardır. Lober pnömonilerin çoğu pnömokok denen mikroplarca meydana getirilmektedir.

Bronkopnömoniler; kronik, boğmaca, grip, kızıl, difteri, tifo gibi hastalıkların gidişi esnasında meydana gelir. Kaşeksi, ihtiyarlık, raşitizm, beslenme bozuklukları, müzmin ishaller, müzmin nefrit, dolaşım yetmezliği bronkopnömoniler için zemin hazırlar. Pnömoniler (Zatürreler), omilin cinsine göre şöyledir:

Bakteriyel zatürreler

Pnömokoksik zatürre: Lober zatürrelerin tipik misalini teşkil etmektedir. Pnömokoklar, normal kişilerin boğazında hastalık yapmadan uzun zaman bulunabilirler. Zatürre, ilkbahar ve kış mevsimlerinde daha fazla görülmektedir. Bunun sebebi, grip ve nezle gibi virüs enfeksiyonlarının bu mevsimlerde daha sık görülmesi ve virüslerin boğaz mukozasını hasara uğratarak, zaten boğazda mevcut olan pnömokoklara giriş kapısı hazırlamalarıdır.

Pnömokokların birçok insanın boğazında mevcut olmasına rağmen hastalığın seyrek görülmesi, bu mikroorganizmaların akciğerlere kadar ilerlemesini engelleyen kuvvetli bir müdafaa tertibatının bulunmasındandır (mukus salgısı, epiglot refleksi, lenf akımı vb.). Bu müdafaa tertibatının soğuk, alkol, morfin, narkoz gibi sebeplerle bozulduğu hallerde boğazdaki pnömokoklar akciğerlere inme imkanını bulmaktadırlar. Akciğerlere inen pnömokoklar ödem husule getirip, üremeye başlayarak hastalık tablosunu meydana getirirler.

Genellikle hastalık birden bire başlar. Başlangıç belirtileri, titreme başağrısı, süratle yükselen ateş, öksürük, yan ağrısı ve paslı balgamdır. Devamlı bir gidiş gösteren yüksek ateş, tedavi görmeyen hastalarda 5 ila 10’uncu günler arasında kriz şekline döner. Ateş, yaşlı ve zayıf bünyeli hastalarda fazla yüksek değildir. Yan ağrısı bazen çok şiddetli, bazen da künt (kısa kısa) bir ağrı şeklindedir; hastalık ilerledikçe şiddeti azalır. Başlangıçta kuru bir öksürük vardır. Umumiyetle ilk gün içerisinde az miktarda yapışkan ve paslı bir balgam çıkmaya başlar. Yaşlı ve zayıf hastalarda paslı balgam yerine kanla karışık sulu bir balgam bulunabilir.

Başağrısı, huzursuzluk, uykusuzluk ve ruhsal bozukluklar sık rastlanan belirtilerdendir. Nefes darlığı da sık görülür. Ağır vak’alarda ölüm en fazla 6 ila 8. günler arasındadır. Zatürreli hastanın görünümü ağır bir hasta intibaını verir. Hasta çok terler, yüz kırmızı, hafifçe morumsu ve ızdıraplıdır. Vak’aların 1/3’inde dudak kenarında uçuk görülür. Muayenede, akciğerlerde zatürre ile ilgili anormal bulgular ve sesler tespit edilir. Nabız sayısı, ateşle birlikte artmıştır. Kandaki beyaz küre (lökosit) sayısında artış vardır.

Akciğerlerin röntgenle tetkiki, teşhise oldukça yardımcı olur. Balgamın mikroskobik muayenesi de önemlidir. Lober pnömoninin başlıca komplikasyonları; zatülcenp, ampiyem, kalp zarları iltihapları, menenjit, akciğer apsesi, eklem iltihabı, karın zarı iltihabı, tükrük bezi iltihabı ve nadir olarak da konjonktivit, sarılık ve nefrittir.

Streptokoksik zatürreler: Genellikle bronkopnömoni (Lobüler pnömoni) şeklindedirler. En çok grip ve kızamık gibi solunum yollarının viral enfeksiyonları sırasında ortaya çıkarlar. Hastalığın seyri esnasında ampiyem (akciğer zarları arasında iltihap birikmesi) sık görülür. Hastalığın başlangıcı sinsi olup, aşikar morarma, aşırı terlemeyle beraber görülen düzensiz bir gidiş gösteren yüksek ateş, bulantı ve kusma vardır.

Hastalığın gidişi, pnömokoksik zatürreden daha ağırdır ve ölüm nispeti daha fazladır.

Stafilokoksik zatürreler: Bunlar da pronkopnömoni tarzındadırlar. En fazla grip komplikasyonu olarak ortaya çıkarlar. Yeni doğanlarda ve süt çocuklarında, büyük çocuklara ve erişkinlere nispetle daha fazla görülür. Nadir görülen bir zatürre türüdür. Çok sayıda apselere, bronş genişlemelerine ve akciğer fibrozisine bu tür zatürrelerde fazla rastlanır. Hastalığın başlangıcında çok defa boğaz ağrısı, öksürük, kırıklık vardır. Sonra ekseriya titreme, yüksek ateş, nefes darlığı, morarma, şiddetli yan ağrısı, terleme ortaya çıkar, öksürük şiddetlenir, kanlı ve iltihaplı balgam çıkmaya başlar. Ağır vak’alar tedavi edilmediği takdirde birkaç gün içinde ölümle neticelenir.

Friedlaender zatürresi: Erken teşhis çok mühimdir, zira tedavi edilmeyen hastaların % 80’i ölür. Nadir görülürler. Lober veya lobüler tarzda olabilirler. Bunlar akciğer cerahatlenmelerine yol açarlar. Zayıf ve dayanıksız kişilerde, yaşlılarda, alkoliklerde, müzmin hastalığı bulunanlarda daha sık görülür. Ağır vak’alarda çok defa sarılık bulunur.

Hemophilus influenza zatürresi: Nadir görülen bir zatürredir. Bunlardan başka, veba, tularemi ve tüberkülozda da pnömoni benzeri durumlar vardır. Bakteriyel zatürrelerin tedavisi: İlk yapılacak iş, zatürrenin amilini, yani sebebini bulup uygun olan ilacı tespit etmektir. Yatak istirahati, iyi bir bakım çok mühimdir. Hastalar önceleri sulu, sonraları yumuşak gıdalarla beslenmelidirler. Yan ağrısına karşı yüksek dozda kodein ve diğer ağrı kesiciler verilir. Sıcak tatbikatı da faydalıdır. Zatürre tedavisinde en tesirli antibiyotik penisilindir. Zatürre neticesi ortaya çıkan komplikasyonlar da tedavi edilir.

Viral zatürreler

Viral zatürrelerin bir kısmı psittakozis, grip, çiçek, su çiçeği, kızamık, lenfositler koryomenenjit, enfeksiyöz mononükleoz, bulaşıcı sarılık, kedi tırnağı hastalığı gibi bilinen bir virüs hastalığının gidişi esnasında husule gelirler.

Primer tipik zatürre: Etken, Aeton ajanı olup, bu gerçek bir virüs değildir. Fakat hastalık tablosu, viral zatürrelerin bir örneğidir. İnsandan insana tükrük damlacıklarıyla bulaşır. Hastalık daha ziyade okul, kışla gibi sıkı bir temas halinde yaşayan insanlarda görülür. Kuluçka süresi 2-3 hafta kadardır. Hastalık başağrısı, kırıklık, iştahsızlık, nezle, farenjit ve anjinle veya sadece ateşle sinsi olarak kendini gösterir ve bundan sonra tahriş öksürüğü başlar. Öksürük nöbetleri hastaları çok rahatsız eder.

Yan ağrısı nadirdir. Nabız hızlanmamıştır. Hastalık değişik tablolar arz edebilir. Hastalığın gidişi iyidir. Ölüm çok nadirdir. Tedavide, tetrasiklin, codein, ağrı kesiciler verilir. Yatak istirahati lüzumludur. Diyette (perhizde) önemli bir değişikliğe gerek yoktur.

Psittacosis zatürresi: Papağan, güvercin, kanarya gibi kuşlarda bulunan viral bir hastalığın insanlara bulaşmasıyla husule gelir. (Bkz. Papağan Hastalığı)

Q Humması

Hastalığın amili riketsiya grubundan bir mikroorganizmadır. Kenelerin dışkısı ile veya bu bulaşık dışkının kurumuş tozları ile bulaşmış olan et ve derilerle uğraşan insanlarda meslek hastalığı olarak görülmüştür. Mikrobu taşıyan keneler vasıtasıyla sığırlara, keçi ve koyunlara geçerek, bunlarda gizli bir hastalık meydana getirdiği ve bunların sütleri veya süt ürünleriyle de insanlara bulaştığı anlaşılmıştır.

Bu hastalık, her mevsim ve yaşta görülebilir. Bazı vak’alarda şiddetli başağrısı, göz dibi ağrıları, adale ağrıları, bulantı, nezle, boğaz ağrısı gibi başlangıç belirtileri vardır. Bundan sonra ateş yükselir. Bol terlemeler olur. Yan ağrısı, kuru öksürük vardır. Sonradan balgam eklenir. Muayenede belirgin bulgu yoktur. Filmde zatürre odakları görülür. Hastalık tam şifa ile neticelenir. Ölüm çok nadirdir. Nekahat devri haftalarca sürer ve hastalar kendilerini çok halsiz hissederler. Kesin teşhis mikrobun balgam veya kandan elde edilmesi veya özel testlerle konulur. Tedavide belirtilerle mücadele edilir ve tetrasiklin verilir.

Zatürre, memleketimizde çocukluk döneminin önemli bir hastalığı olmaya devam etmektedir. Yurdumuzdaki bebek ölümlerinin 1/3 kadarı zatürreden olmaktadır. Bebeklerde görülen zatürre, daha ziyade kızamığın bir komplikasyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Zatürreden ölüm ise, beslenmesi bozuk olan bebeklerde daha çok görülmektedir. Zatürre ve diğer enfeksiyon hastalıklarından husule gelen bebek ölümlerini azaltmak için, topluma sağlık eğitimi uygulamak, kötü beslenme şartlarını ortadan kaldırmak ve çocukların aşılanma hizmetlerini aksatmadan yürütmek şarttır.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç